31 Aralık 2009 Perşembe

Hoş Geldin Ya Asr'ül Vakt-i 2010 !

En klişe soru;
Yeni yıla girmek üzere olduğumuz şu saatlerde 2009 un size öğrettiklerini bir cümleyle özetleyebilir misiniz ?

Fazla uzatmadan;
Paran yoksa bir boka yaramazsın !

Açmakta fayda var mı? Aslında ne demek istediğim açık. Paran yoksa aşık olma, paran yoksa hayal kurma, paran yoksa sinemaya gitme, paran yoksa dışarı çıkma. Mutlu olmak senin neyine ? Paran yok ki !
Ne yaparsan yap seni her zaman sevecek olan annen, babandan ve bir kaç akrabandan başka kimin var? Seni olduğun gibi kabul eden bir kaç dostundan başka kimin var ?
2009 un tüm dünyaya öğrettiği en önemli kavram "kapitalizme direnme ezilirsin" olmuştur herhalde. Paranın gücünün karşısında ne uluslar gitti ve gidiyor biz bu naciz, aciz bedenimizle mi duralım.
 "Para"
Mutluluğun ve aşkın yalan olduğunu ispatlayan tek şey.
Evet maalesef yalan. Ben 2009 da bunu gördüm.

Bu yüzden yeni yılın sağlık, esenlik ve AŞK getirmesini dilemeyeceğim.
Yeni yılın sadece para getirmesini dileyeceğim.

YENİ YILIN SİZLERE PARA KAZANDIRMASI DİLEĞİYLE...

Zaten diğerleri peşinden gelir. İsteseniz de istemeseniz de !

21 Aralık 2009 Pazartesi

Bir Makine Mühendisinin Günlüğü

(bkz: sevgili günlük)


bugün hafta başı olması hasebiyle geçen haftanın yarım kalan işlerini hafta sonunun verdiği dağınık kafayla hatırlayıp toplama günü.
gün geçmesin ki yeni bir garipliklerle karşılaşmayalım. hele ki bir makine mühendisi olarak bir hastanede çalışıyorsan. * şimdi günlük, hastanede sabahtan beri bir inşaat mühendisi gibi yapılacak tadilatların krokisini çizip durdum, neyse sonuçta çizim işi bizle alakalı. git gel amele işleri onları hiç saymıyorum ama tam mesai bitti rahatlıyorum derken zart güvenlikten bir eleman, mustafa bey sterilizasyonu n tavan arasına kedi kaçtı gelin !
-oha lan, kedi kaçmış.
neyse efenim olay müdüre kadar intikal edince artık bir hastane meselesine dönüştü. sterilizasyon gibi steril alanlarda kedi kovalamak ayrı bir komedi de neyse artık.
bildiğin kedi kovalıyoruz. kedi lan kedi.
lan ben kedi kovalamak için mi mühendis oldum !!!
çok doluyum günlük çok. o kediyi bir yakalarsam... neyse !

ben böyle aşkın ızdırabını arkadaş...

18 Aralık 2009 Cuma

Kararlı Karar !

Şu andan itibaren kitap okumama orucuna girdim.
Artık ne zaman top patlar bende orucumu açarım bilmem. Aslında bilmek istiyorum ama bilemiyorum.
Umarım cahil ölmem !

4 Aralık 2009 Cuma

Sivas'ta Aşık Olmak



Sivas'ta aşık olmak;
Öncelikle Sivası sevmek, Sivasın ayazında sevgilinin üşüyen ellerini yumruk yapıp ısıtmaktır. Tipiye karşı yürüyüp sıcak bir kafede sıcak çikolata içmek, restorantlarda yemek yedikten sonra sevgilinin atkısını boyna dolamaktır. Çok üşüyüp el ele karın üzerinde hızlı yürümektir.
Terminallerden nefret etmek demektir.


Erzincan'da sözlenmek;
Hayatımın geri kalanını kiminle nasıl geçireceğimi bilmek, kalbimin artık istediğim yere gelmemesi demektir. Yaşamak için güzel bir nedendir.


İzmir'de askerlik yapmak;
Beyaz bir sayfa açmanın önündeki son engelin kalkması, Erzincanda verilen sözlerin artık yerine getirilecek olması ve kalbin artık uzaklarda yavaş atması demektir. Işığın sönmeye başlaması, ayrılık tohumunun yeşermesi, filizlenmesi ve güvenimin sarsılması demektir. Yanlızlıkla tanışmak demektir.


İstanbul'da iş aramak;
Herşeye rağmen sevmeye devam etmek ve aşkı yaşatmaya çalışmaktır. Umutlanmak demektir.


İstanbul'da işe girmek;
Huzuru bulmak ve yeni başlangıçlara başlamak demektir. Tatminsizlik ve daha fazla istemek demektir. Paranın gücüne ihtiyaç duymak demektir. Artık aşkın yalan olduğuna kat'i suretle inanmak demektir. Aşkın aslında çok önceleri bitmiş olduğunu anlamak demektir.


Sivas'ta aşık olmak sızıntılı bir anıdan ibaret olmakmış...

29 Kasım 2009 Pazar

Arada Mühendisliğiniz Tutarsa



İnsan kademeli gelişen bir varlıktır. Sırayla, yavaş yavaş...
Bu amaçla mühendislik bilgilerimi uygulamaya dökebilmek için yardımcı bir kaç tasarım programlarını öğrenmekteyim. Şu an Catia V5 adlı katı modelleme programını öğreniyorum.


Örnek bir simülasyon için;


http://rapidshare.com/files/313946320/ROBOT_EL.avi.html

16 Ekim 2009 Cuma

Umutsuz Vak'a

Bu kargaşanın içindeki düzenin düzensizliğinden dolayı büyüyen kargaşanın sebep olduğu düzensizlik, hayatımda yolunda gitmediği için düzensizliğe sebep olan düzensizlikten daha düzensiz değildir herhalde.

Ne istiyorum ki ben ?

29 Eylül 2009 Salı

Şehr-i İstanbul

İstanbul yuttu beni sindirmeye çalışıyor. daha önce sindirdiği milyonlarca insana yaptığı gibi. Fakat ben inatla midesine oturmaya çalışıyorum. Bazı değerlerimden ödün vermemek için savaşıyorum. Bir şeyler saf kalabilsin.
Ama çok güçlü bir öz suyu var bu şehrin. Sonra bu mideden çıkmanın tek bir yolu var. Önce bağırsaklar sonrasında malum organ.
Peki sonra ?
Bir sifona bakar !
Bu yüzden bıraktım kendimi.
Ama şunu söyleyeyim bu işten hoşlanmaya başladım. Yani midede ya da bağırsaklarda parazit gibi yaşamak.
Mutlu yaşam. (Bkz. Mutualizm)
Ben İstanbulun mistik havasına dokunmadan yaşamaya başlayınca İstanbul bana istediğimi vermek için bir kaç bi şey gösteriyor. Bana yol gösteriyor.
En önemlisi bana "Bu olmazsa bu olur, bununla zaman geçirir, bununla uğraşırsın, bunu yaparsın" dedi. İstanbul içimi okşuyor.
Garip değil mi?
İstanbul ve ben !
Bir garip şehir,

Şehr-i İstanbul !

17 Eylül 2009 Perşembe

İnsanın yazar arkadaşı olursa ne olur ?

Soru basit. İnsanın fantastik bir yazı yazan [ya da fantastik olmayan(bkz.fantasmayan) , (bkz. iğrenç espiriler) ] ve bunu kitap haline getirmeyi düşünen bir arkadaşı olursa ne olur ?
Ben cevaplayayım.
Kitabın çıkmasını en az 5 yıl bekler.
Ben bekliyorum mesela.
Yav diyorum. Bitir şu kitabı D&R deki imza merasiminde bizzat bende görev yapacam. okuyacam okutacam. Ama tabi boş.
Gerçi şu sıralar hayatında boşluklar olmuş bu yüzden periler ilham vermeye başlamışlar bişiler yazıyor. E hadi hayırlısı bakalım. Bekliyoruz.

Duydun mu ? Bekliyoruz.

Edit: Bu yazıdaki üslup gerçeği yansıtmamaktadır. Bir karar aldık ya ona istinaden komik olmaya çalışıyorum o yüzden kızar gibi yapıyorum. Yoksa bi 5 yıl daha beklerim.( e yok artık)

Karar

Artık dünyayı kurtarırken farklı bir yol izlemeye karar verdim.
Baktım ki insanlar ciddi bir üslubtan sıkılmış bende birazcıvıyacam afedersiniz. Bunda sonra böyle maalesef.
Aslında dünyayı kurtar fikri zaten başlı başına fiyasko. Çünkü ekşi sözlük, itü sözlük, uludağ sözlük ve diğer sözlükler bu işleri pekala yapıyorlar. nitekim bende kurtarıyorum oralarda. bu yüzden artık seçtiğim nacizane entry ya da girileri buraya taşıyıp ( tabi yazarının izni dahilinde) siz sevgili olmayan okurlarıma sunacağım. daha doğrusu kendimi tatmin edeceğim.

28 Mart 2009 Cumartesi

İstikamet solunuz dağılın marş marş...

Yirmi yaşını geçmiş olgunlaşma evresinin en son(!) safhasında duymaktan korktuğu ama duyması kaçınılmaz olan komutun ta kendisidir. Evet askere giden her Türk gencinin yemiş olacağı istimamet emrinin komut hali. Bu komuttan sonra solunuza doğru koşarsınız ve gelecek ikinci bir emri beklersiniz. Bu emir; dur, çök, çömel ya da sürün olabilir. Sağınızda neyin olduğu hiç önemli değildir. Farzı misal düşman kuvvetleri mayın döşemiştir ya da abartmayalım çamur veyahut bir su birikintisi vardır. Hiç önemli değildir emir emirdir ve gerekirse çamura doğru boylu boyunca uzanır ve sürünürsünüz. Bu bir eğitimden başka bir şey değildir. Ama hayatımızı özetler gibidir. Ergen birey oluşumuzdan bu yana istikamet yeriz. Bu istikamet ya sağınız ya solunuz ya da gerinizdir. Sağa ve sola istikametler malum görüşlerin ürünüdür ve önünüze ne çıkarsa çıksın emri yerine getirirsiniz. Jop, mapus, fakirlik, sefalet ... Terhis olunduğunda iş işten geçmiştir artık. Dünyayı değiştirmek uğruna önümüze çıkan engelleri aşmadaki dirayetin eşi ve benzeri yoktur fakat bu dünyada kıdemden çok rütbe esastır ve bu yüzden tüm engellerin aşıldığı bir anda dur emri gelebilir. Sonrasında aksi yöne bir istikamet yenilir ve çekilen bunca cefa komutanların eğitim diye tarif ettiği bir tanımlamayla son bulur. Peki bu hayatta komutan olunamıyor mu? En can alıcı soru bu salında.
Sanırım olunuyor. Yani olan var. Bir kişisel gelişim klişesiyle sonuçlandırmak gerekirse; her zaman insanın kendisini geliştirmesi gerekir. pusuladan çok güneş olması lazım.. pusula seni göstermeli.

Okumak lazım

  • Jumanji (1995) Volledige HD - Full Movie Jumanji Full Streaming. Download Jumanji Full Movie with duration 104 Min and broadcast on 1995-12-15 with MPAA rating is 511. - *Original ...
    10 yıl önce
  • çifte kavrulmuş - BEN YANIK SEVERİM, EKMEĞİN KAVRUK KENARI, , DİBİ TUŞMUŞ YEMEĞİ MESELA, EN GÜZELİDE TUTMUŞ PAZI SARMASI, BİRAZ ACI, BİRAZ TATLI, KEKREMSİ BİR TAT.. ÇİFTE KA...
    11 yıl önce